Reset 7- ♾️: Sonlu Sonsuzluk
Karahindibadan insana, sıfırlanmaktan geçiciliğe..
’’….Sarı başıyla güneşe benzediği an, umut hâlâ köktedir. Ama gerçek metafor dönüşümü, çiçek solup beyaz bir küreye dönüştüğünde başlar. O beyaz tüylü küre, aslında bir vedanın estetiğidir. Karahindiba, tutunmayı değil, dağılmayı seçer. Kendi merkezini bırakır, kendini rüzgâra teslim eder.’’
İşte böyle yazmıştı sevgili reset yazarlarından kurmaca biyografiler altıncı yazısında. Aklıma aralık ayında bahçede dimdik duruşuyla dikkatimi çeken karahindiba gelmişti. Bir sonra ki yazımda bu fotoyu paylaşacağımı söylemiştim ona. Umudun, direnişin, dönüşümün, teslimiyetin sembolü diyordu aynı insan gibi dedim kendi kendime, aynı insanın bu yaşamda ki mücadelesi gibi…
Son günlerde bir lodosun içinde gibiyim. Rüzgar bir ordan bir burdan esiyor karahindiba gibi dağılmayı kabul etmekten başka çarem olmadığı günler. Öyle mühim bir şey var sanmayın ama üç kişi gittiğimiz bir kafe de dördüncü kişi için sandalye aramaktan tutun da, günleri karıştırıp kaçırdığım randevulara kadar dağılmış bir halde, tamam dedim bu ara yorgunum kabul, biraz aşırı yüklenme var tabiatım kaldırmıyor. Biliyorum bu tam olarak karahindibanın zerafetle dağılmasıyla aynı şey değil ama kabulüm teslimiyetimle beni pas geçin diyebilmenin gücünü aldım elime bir tatil / kafa izni planlamasındayım. Aradığım reset ay sonu geliyor olabilir mi?..
Ev aletleri ise reset’in hakkını gayet veriyorlar. Arızalanan lavabo tesisatı sonrası yardım için seslenen bulaşık makinasından bahsetmiştim sanırım. Parça bekliyoruz elde bulaşık yıkamacalı köpüklü günler. Faydaya çevirmek için ilk budist kadın meditasyon ustalarından biri olan Dipa Ma’nın, kadınların gündelik hayat yoğunluğunda meditasyona zaman ayırmaları güç olduğu için meditasyonu gündelik hayatın bir parçası haline getirebilmekten bahsettiğini hatırlatıyorum kendime. Bulaşık yıkarken sadece bulaşık yıkamak; elimizde ki süngeri hissederek, uçuşan renkli hareli köpük balonları farkederekte zihin dinlendiren anlar yaratabileceğimizi anlatmaya çalışıyordu. Ancak bu lodoslu rüzgarlı günlerde sakin koşullara ihtiyacım var. Ve bu ay, aradığım bu sakinliği sadece elime çayımı alıp reset yazılarını okurken yaşayabildiğimi fark ediyorum. Yapmak yerine durmak, performans yerine izleyici olarak kalmak, okuduğum yazılarla rezone olmak iyi geliyor.
Bizim evin arızaları bitmezken annem aradı interneti bozulmuş. ‘Dinlendirmek içindir seni, gözünü kafanı’ dedim:) ‘bak benim evde de bu aletler, süpürgesinden bulaşık makinasına bence yavaşlayayım diye duruyor ama bilsekte nafile annecim’. Kıyamadım tabi koştum gittim gerekli aramaları yaptım, ilgili kişi modemde ‘reset’ yazan ufak düğmeyi bulun ve oraya kürdanla basıp ışıklar yanıncaya kadar bekleyin dedi. Dediğini yapınca modem resetlendi. Bu kadar basit! Bu dünyaya gelirken bir reset düğmesi ensemize konsaymış kötü mü olurdu?
Sanırım kolayına kaçar yani kötüye kullanırdık zora gelince reset, rahatsızlanınca reset derken deneyim falan kalmazdı.
∞ Geçtiğimiz günlerde, kıymetli tarihçi, belki karşılaşmamış olsakta kalben hocamız bellediğimiz, İlber Ortaylı’yı kaybettiğimizi öğrenince evde çoluk çocuk hepimiz çok üzüldük. Evimizin kitaplığında ona ait bir bölüm var. Okuldan da çok teşvik aldılar okumaları için. Açıkçası çocuklarımın da kendisine bu kadar değer vermiş ve sevmiş olmaları, gençlerimize öğütleri dokunmuş onun kitaplarıyla yoğrulmuş olmaları geleceğe umudum oldu.
Her birimiz bir bir yaşam sahnesinden geçip gidiyoruz ve aslolan doyasıya yaşamak, yaşam deneyimleriyle büyümek ve ardımızda güzel izler hatıralar bırakarak bir nevi sonsuz olmak. Bunları düşündüren konuşmalarını, öğüt ve bilgilerini, kesitler halinde önüme geldikçe dinlerken o sırada daha önce bilmediğim bir yazar ve hikaye anlatıcısı sesinden ilgimi çeken bir şiire tesadüf ettim. Bakış açıma bir genişlik kattı ve belki biraz vurucu da olsa insan olmaya ve benim için bu dünya da ki yerime dair bir hatırlatıcı oldu. Anlayacağınız çokça dokundu kalbime. Bir minik araştırdım; kiminmiş? ne zaman yazılmış? nerde okunmuş? Ne derdi İlber hocamız; meraklanmak iyidir. Merakınızın peşinden gidin zira hayat oturup durmak için çok kısa! Zaten bilgiyse merak ettiğimiz, bu çağda bilgi parmaklarımızın ucunda hemen ulaştım cevaplarıma:
‘Instructions before visiting the Earth - Dünya Ziyareti Öncesi Talimatlar’ adlı şiir,çağdaş yazar ve şair James Mccrea’ ye aitmiş. Şiiri pandemi zamanı yazıp kendi sayfasında paylaşsa da şiir yeni yeni viral olmuş. Şairin sayfasında bulup okurken karahindibanın kökten her koşula tutunup vakti geldiğinde döneceğini bilerek, zerafetle teslimiyetle bırakmayı bilmesindeki bilgelik gibi benzer bir hal hissettim insan olmanın esasında. Bu dünya gezegenden geçişimiz, resetlene resetlene belki tekrar ve tekrar, belki de sadece tek bir kez! Kim bilebilir?!
Kendi dilimize çevirince orjinalinde ki hissi kaybettirmiş olsam da affedin. Yine de burda dursun istedim.
DÜNYA ZİYARETİ ÖNCESİ TALİMATLAR
Uyanıp ta
ruhunun kaynaktan ayrıldığını
ve maddi bir formda tezahür ettiğini
fark edersen,
Sakın panikleme.
Durumun geçici.
Bir insan bedeninde hayata gelme
fırsatı için seçildin.
Bu üç boyutlu simülasyon,
sana ayrı bir benlik kimliğiyle
tamamen sarmalayıcı bir deneyim sunarak
sonsuzluğun monotonluğunu bozmak için
tasarlandı.
Bedenin, bu yoğun ve dramatik gerçeklikte
yolunu bulmanı sağlayacak
fiziksel avatarın olarak hizmet edecek.
Bir çok dikkat dağıtıcı şey
unutmana sebep olacak
gerçek doğanı ve kökenini.
Neşeden yalnızlığa, çaresizliğe kadar
Geniş bir duygu yelpazesi deneyimleyeceksin.
Ama hatırla –
ne tür zorluklar
ve travmalarla karşılaşırsan karşılaş,
ruhunun tamamen güvende kalacağını.
Zaman zaman kaybolmuş veya
korkmuş hissedebilirsin.
Bu tamamen normaldir.
Eğer bir rehberliğe ihtiyaç duyarsan,
sadece meşgul zihnini yavaşlat ve
içindeki o sessiz yere getir
farkındalığını.
Bu gezegende hiçbir şey kalıcı değildir.
İnsanlar ve şeyler gelir gider.
Aşık olacak ve duygusal bağlar kuracaksın,
Sırf değer verdiğin her şeyi kaybetmek için.
Bu yüzden çok sıkı tutunma
hiç bir şeye,
kendine bile
ve bırakma vakti geldiğinde,
zerafetle bırak gitsin,
Çünkü hiçbir şeye sahip olunmaz,
sadece ödünç alınır.
Gezegendeki insanların
arasında yürürken,
iyi bir misafir olmaya çalış.
Hafif adımlarla ilerle.
Hatırla;
sen sadece bir ziyarettesin.
Ortalığı dağıtma.
Konuştuğundan daha çok dinle.
Aldığından daha fazlasını ver.
Cam bir kafese kilitleme
yumuşak kalbini,
aşınıp yıpranmaktan
korumak için.
Buradan asla sağ çıkamayacaksın
Ve zaman çabuk geçiyor.
Bu yüzden yanında
bir kaç savaş yarası
ve anlatacak güzel hikayelerinle
dön geri.
James Mccrea
Bu sonlu sonsuzlukta bir yazı serisinin daha bitiriyoruz sanırım..Beraber yazdığım dostlara emekleri, vakitleri için tek tek, kalp kalp teşekkürlerimi sunarım çünkü yukarıda da dediğim gibi benim ‘‘resetim’’, bu ayın yoğunluğunda akşamları elime çayımı alıp şurda birazıcık durup sizlerin paylaşımlarıyla hemhal olmak oldu. Okuyamadığım yazılara geri dönmeyi, yorumlarda buluşmaya devam etmeyi dört gözle bekliyorum. Şimdiden sevdiklerimizle buluştuğumuz, barış içinde geçecek huzurlu bayramlar ve İlber hocanın dediği gibi,
…size iyi günler mutluluklar ve güzel tesadüfler diliyorum..





Niye bu kadar yorgunum diye soruyorum ben de son zamanlarda kendime. Hiçbir şeye yetişemiyormuşum ve sonuçta da hiçbir şey yapmıyormuşum gibi geliyor. Sanki zamanım, geçiciliğimi bile kabullene, boş boş harcanıyormuş gibi bir duygu içindeyim. Bir şey yazmak için oturuyorum, yazamıyorum. Sadece okuyorum, kimi zaman okuduğumu anlamadan. Sonra dönüp yeniden okuyorum. Ay sonunda yapacağın tatilin sana esenlik getirmesini diliyorum sevgili Özge. Mccrea'nın şiiri ile karahindiba nasıl da uyumlandı! Evet hepimiz misafiriz bu dünyada, ama misafir gitmeden sofrayı toplamaya, ya da bulaşıklara yardım ettiğinde hep hayırla hatırlanır! Arkamızda iyilikler, güzellikler bırakalım. Kaktüsler, sukulentler bakabildiğim yegâne bitkiler olmakla birlikte, arkamda dikenli kaktüsler bırakmak istemem.
Ailenle, iyiliklerle çevrelenmiş güzel bayramlar diliyorum.
Yazını okurken dün kardeşimle yaptığımız telefon konuşmasını düşündüm. "Her şeyi bırakıp, tüm randevuları iptal edip boş boş oturmak istiyorum. Yoruldum!" diyordu. Hayatı dolu yaşamak ve zamanı değerlendirmek için çok şeyi sığdırmaya çalışıyoruz ama işte bu kadar yüklenmek de yoruyor, zorluyor. Ay sonunda, niyet ettiğin tatile kavuşmanı dilerim Özge. Ben bu sefer fazla yazamadım ama yazılarını okumak beni düşündürdü, ufkumu açtı, bazen de duygulandırıp gözlerimi yaşarttı. Yine buluşmak ümidiyle, iyi bayramlar...
not: İlber Ortaylı'nın bu dileğini duyduğumda çok sevdim! "...iyi günler, mutluluklar, güzel tesadüfler..." Ne kadar anlamlı! İçten bir Amin! diyorum... Sevgiler...