Poetika Journal #1
İçsel Hazineye Dalış
‘Kendinizi bir şekil olarak hayal edin ve fiziksel değilde içsel şeklinizi renklerle, çizgilerle nasıl geliyorsa öyle karalayın sonrada pulpa yelken ne gelirse yazın’ diyordu Sepin Poetika Journal’ın yönergesinde. Önce bir güzel sabah yürüyüşümü yaptım. Çok erkendi in-cin top oynayan cinsten bir sessizlik sokaklarda. Oryantasyon videosunu ikinciye izlemiştim yakın zamanda. Yürürken dikkatimi çeken doğaya anlık gezgin bakışlar atarak, zihnim uyanıp kapıyı çalarak büyüyü bozmasına ramak kala bakışımı çevirmeyi pratik ederek adımladım yolumu. Ancak bazı bazı karşıma çıkan doğanın şekil ve desenleri ister istemez dikkatimi çektikçe gördüklerimi kaydetmek amacıyla fotoğrafladım. Olabildiğince huzurlu yürüyüş sonrası kendi içsel şeklimi merak ederek oturdum masa başına. Beyaz bir çizim kağıdı ve renkli pastellere gitti elim. İlk çıkan şekli bir ele benzettim hemen ama sonra ortaya çıkanları kendime sorular sorarak anlamaya çalıştım. Sonrada aklıma ilk gelenleri yazarak kendi içsel şeklimi bulmaya yeltendim..
Bir el şekli; Renkli, desenli, dikenli..Hemen hemen her şey yuvarlak formlarda. Sınırlar olduğunu düşündüğüm yeşil yaprakların farklı şekillerde olması bence farklı durumlara ve yerine hatta belki kişisine göre verdiğim yanıtlar. Bunlar 40 yaş itibariyle filiz verip yeşermiştir çok kıymetliler diyorum bakarken şimdi..Diğer bir yandan içsel bir şekil bu ve bu sınırlar bana kendime karşı koyduğum sınırları da sembolize ediyor belki de.. Kendime koyduğum sınırlar, içsel yargıçlar -meli, -malı canavarım, bir şeylere cesaret edecekken koyduğum ‘..ama’lar..’ Eskiye göre biliyorum, neyse ki esneyebiliyorlar. Kendim için en büyük kanıtı burda içimden geldiği gibi yazıyor, çiziyor hatta paylaşıyor olmak..Belki de bu yüzden doğadan ve yeşilden oluşuyorlar zarar vermeden zamanı geldiğinde dönüşebiliyorlar.
Ellerim sayesinde dünyaya dokunuyor araştırıyorum. Ellerim sayesinde çiziyor, boyuyor, örgü örüyor kısaca bana iyi gelen meşguliyetlerimle hemhal olabiliyorum. Bu el acaba bu yüzden mi düştü kağıda? yine bir belki..Belkilerle doluyum net bir cevabım yok durdukça analiz etmeye başlıyor zihnim. Kendi tarihimi bildiğim kadarıyla ilk gelen cevapları not ediyorum.
İçerisi renk renk çoğunlukla sıcak tonlar olsa da daha soğuk olan mavileri morları da görüyorum. Üzerlerine desenler geliyor çoğunlukla bir spiral başlangıcı gibi kıvrımlar.. Bu benim için çok bildik bir şekil. Evvel ezel bir şeyler çizsem dediğimde ortaya çıkan, tuttuğum notlarımın etrafına karaladığım çizgilerimin arasından çıkan spiral. Resim yapmaya başlamadan önce sabah çıktığım yürüyüşte beni durduran işte bu kıvrımlar; ağaçların gövdelerinde, kedilerin kendilerini uykuda kucaklayan yatışlarında tam olmasada spiral gibi yumuşak kıvrımlı halleri dikkatimi çekmiş fotoğraflamıştım.



Siyah çizgilerin en ortasına yanlışlıkla bir kalp şekli belirince ‘çok çocuksu oldu bu resim’ diyen bir ses duyuyorum. Duruyorum, belki biraz ciddiyet vermek için simsiyaha boyuyorum fakat kalp şekli daha da belirginleşiyor. Aslında ‘çocuksu' içime dair çok şey söylüyor, böylece bir şefkat hissi ile etrafını sarıp sarmalıyorum. İki nokta belki iki göz beliriyor orda ne tatlı tatlı bakıyor şimdi yazıyı yazarken bana. Nefes alan canlı bir hücre gibi duruyor el şekli gözlerimi kısıp az uzaktan bakınca. Etrafında kendine ait bir enerji, frekans gibi bir şey, titreşimi var sanki. Titreşiyor kısık gözle bakınca. İçimdeki başka başka renkleri, yer yer sivri, yer yer yumuşak uçlu yaşla deneyimle evrim geçirerek ortaya çıkan doğal dikenli yapraklarımı sevip beğendiğimi fark ediyorum. Kalbi siyaha boyatan içsel yargıcın bir şeyleri toparlayayım derken daha çok göze batıran haline gülümsüyorum. Başlarken elimin gitmemesinin sebebinin de, şu gönderiyi tam yazarken bir türlü bitiremeyip post etmemi sabote edenin de o içsel yargıç olduğunu anlıyorum fakat ona rağmen devam etme cesareti bulduğumda her zamanki gibi yeni keşifler ve neşeye yer açan iyi hissetme halini deneyimlemek hoşuma gidiyor.
Bir de beni şaşırtan bir şey, yıllardır kendimi içe dönük bir insan olarak tanımlarken bu el şeklinin bu kadar açık ve dışarıya uzanıyor hissi vermesi ilginç geldi. Çiçek gibi açılmış bu sayede tamamen içime bakıyormuşum hissi, sonrasında kapansa neye benzer? diye merak ettirdi. O merakın peşinden gitmek, daha eskilerde yaptığım bir karalama çizime götürdü beni.
Sanırım bir çiçek belki bir kuş ya da balık. Dış renkler soğuk. Yapraksı dikenler yine etrafını çevrelemiş ama bana kapalı hissi veriyor bu şekil daha güvenli hissettiriyor aslında diğerinden. İçindense canlı pembe bir kuş ya da balık çıkacak gibi. Etrafına sorular yazmışım ve şuan hiç bilmediğim bir sebeple ingilizce:
Are you a flower ? - Sen bir çiçek misin?
What happens if you open? - Eğer açılırsan ne olur?
Can you fly? - Uçabilir misin?
May be you are a butterfly? - Belki de sen bir kelebeksin?
Gökyüzünde uçuşan bir çiçek, denizin derinliğinde açan bir kelebek, ormanın derinliğinde bir balık! Yeni yaptığım içsel şekil sayesinde bu ütopik hayalleri kuran deli dolu içsel kalbi görüyorum. Hani o siyahlara boyadığım kalp merkezimden geliyor tüm bu hayaller. Ve sonra yaratıcı birşeylere dönüşmesine izin verirsem ancak ifade buluyor canlanıp titreşiyor. Ve bir farkındalık, artık belki de daha açık daha cesaretliyim eskiye göre. O zamanlar çiçeğe sorduğum sorunun ‘Eğer açarsan/açılırsan ne olur?’ un yanıtını bugün Poetika Journal sayesinde kendi içsel şeklimi çizdiğimde cevaplamışta oluyorum. Yaşla deneyimle ne çok şey değişmiş içsel halimde.
Bu dünya bir organizma olsa bende onun bu şekilde titreşen, kapanan açılan , eskiden yuvarlak, sonradan dikenli, yapraklı belki beş-on yıl sonra çizsem solungaçlı kısaca sürekli değişen dönüşen bir hücresiyim işte!
Bu el, avucunun içinde beni hazineye götürecek bir yol haritası sunuyor belli ki. Denizin derinliklerine dalıp orda ne olduğunu görmek isteyen meraklı hazine dalış karakteri geliyor yanına. Bir de el ya da hücre şeklindeki doğası çok farklı bir denizanası o da sanki gelecekten habercisi gibi. Bir aile fotoğrafı çekecekmiş gibi aynı karede kolaj yapıp buluşturuyorum hepsini.
İçine baktıkça bir el falı gibi bugünden geleceğe dair bir şeyler fısıldıyor sürekli daha da analiz etmeden sadece bende bıraktığı hisle kalıyorum. Meraklı ,neşeli, keyifli.





İçerideki çocuk Ozgeyi ve dıştaki yetişkin Özgeyi ne güzel ifade edip yorumlamışsın. Hepsini bir arada kolajlaman da harika olmuş. Fotoğraflar da cabası. Kalemine sağlık kendimden çok şey buldum. Sevgiler...❤️
Çok güzel, ellerinize sağlık..